Search

İşte insanlığın son yıllardaki büyük marifeti, artık medyamızda fazlasiyla haber olmaya başlayan ve henüz ciddiyetini kavrayamadığımız “ Küresel Isınma” . Biz kirlettik yeşil dünyayı. Ormanları yaktık, ev yapalım diye. Irmaklara bıraktık fabrikaların zehirli atıklarını ve otomobilleri çoğalttık, sonrada egzozundan çıkan gazları salıverdik gökyüzüne… 

Şimdi dünyanın ciğeri acıyor. Koca bir delik! Sonrada teşhisi koyduk “Delik Ozon Tabakası”.diye. Okyanuslar ısınıp, buzul tabakaları parçalanıyor yüreğimiz gibi. Irmaklar kuruyor damağımız gibi. Kar nedir unuttuk sevdalar gibi. Bitkiler bile şaşırdı yalancı bahardan. Kuşlar bile aptallaştı nereye göç edeceklerinden. Şarkı ile şiirlerimize konu o tatlı tatlı esen rüzgarlar artık yerini fırtınalara bıraktı. Hem de delice esip binlerce can alarak. 

Sonuç? 

İnsanlarda meydana gelen hastalıkların çoğalması ve önlenemez ölümler. Dünyamıza neler oluyor, hiç düşündünüz mü? 

Çin’in dünya ticaretindeki patlaması, AB İlişkileri, Davos ve Nairobi, konuları ile uğraşıp durduk. Sıkı durun, şimdi önümüze herkesin ciddi olarak ilgilenmesi gereken bir konu geliyor. “ISINIYORUZ” Evet dünyamız, süratle ısınma sürecine gidiyor. Bilim adamlarının son zamanlarda yaptığı toplantılarda aldığı önemli kararları dünya kamuoyuna sunuyorlar. Açıklamalarında; ”Küresel ısınmanın büyük oranda insan eliyle yapıldığını, önlemler alınmaması halinde daha az soğuk günler, daha sıcak geceler, öldüren sıcak hava dalgaları, seller ve yoğun yağışlar, yıkıcı kuraklıklar, ve kasırga ile tropikal fırtına gücünde artışların olacağını, dünya liderlerinin ise mesajlarını yanlış algılamamalarını ve sera gazları salımını azaltmaları yanı sıra, daha sıcak bir dünyaya adapte olunmasını, ayrıca, sıcaklığın iki derece artması halinde bile gezegenimizin buna uymakta çok zorlanacağını, kirlenme sonucunda buzullarının %20 sinin eridiğini, 2070 yılında ise dünyanın buzulsuz kalacağını ve kaçınılmaz olan küresel çölleşmenin artacağını, denizlerin yükselmesiyle birlikte kıyı kentlerin sular altında kalacağını söylüyorlar. Ayrıca, son beş yılda, ani iklim değişikliğinden dünyada 600 bin insanın etkilendiğini ve 18,5 milyar dolar zararın olduğunu biliyor muydunuz? 

Bunlar ne demek? 

Türkiye’nin 3 ila 3,6 derece oranında daha fazla ısınması ve özellikle güney bölgelerimizin daha fazla ısınmadan etkilenmesi yanı sıra bizlerin, susuzluğu ve bu yüzden insanların belki de gelecekte “Su” yüzünden savaşmaları demek. Türkiye, dünyada kendine suyu (şimdilik) yeten ender ülkelerden birisi. Sizce bu durum, diğer ülkeleri kıskandırmayacak mı? Gelişmiş ülkeler şu anda neyin peşindeler? Demokrasiyi yaymak adına dünyamızı hızla kirleten petrol ve çıkarları için, Ortadoğu çöllerindeler. Peki susuz kaldıklarında? Deli dana gibi suyu bol ülkelere saldıracaklar. Bunun için şimdiden her alanda güçlü olabilmenin ve ileriye dönük savunma planlarını ciddice düşünmemiz gerekecek. Gelecek nesil dediğimiz çocuklarımıza okullarda Suyun ve enerjinin nasıl tasarruflu kullanılacağını, suyun zerresinin bile kıymetli olduğunu herkese anlatmamız gerekecek. Sanırım şimdiden “ SU BAKANLIĞI”nın kurulmasının, ülkemiz menfaatleri açısından ileriye dönük olarak faydalı olacağını düşünüyorum. 

Dünyamızı daha fazla kirletmememiz için nler yapmalıyız? 

Gökyüzüne bakın. Güneşi ve aydınlığı göreceksiniz. Dünya’nın doğuşundan beri  %5 i harcanan Güneş, size gülümsüyor ve “Ey insanoğlu, ne uğraşıyorsunuz Petrolle, kömürle” diyor. Bunun için biz de, teknolojiyi öncelikle güneş enerjisi üzerine kurup, özellikle otomobil üretimlerini hızla bu teknoloji üzerine yoğunlaştırmalıyız. Bina yapımlarında projeye güneş enerjisinden yararlanacağımız sistemler dahil edilebilir. Bunların dışında, alacağımız küçük önlemlerle, Küresel Isınmayı biraz olsun frenlemiş olabiliriz. Neler mi yapabiliriz? Örneğin, ev ve iş yerlerimizde, suyu ve enerjiyi en ekonomik nasıl kullanabiliriz bunun çabası içinde olmalıyız. Gereksiz yere yanan ışıkları, elektronik cihazları kapatarak, musluklardan gereksiz akan su damlacıklarını önleyerek. Pencere yalıtımlarını sağlayarak ısı kaybının önüne geçilmesini. Otomobillerin hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına özen göstererek araç klimalarının gereksinim duyulması halinde çalıştırıarak, CPC içeren spreylerin kesinlikle kullanmayıp, etiketlerinde ozon dostu yazan ürünlerin tercih ederek. 

Sözün özü, hepimiz, her alanda dünyamızın daha fazla kirlenmemesi için her türlü önlemi şimdiden almamız gerekecek. Çevremizi uyararak ve uygulayarak. Gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak için hep birlikte el ele… 

 

M.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Additional comments powered by BackType