Categories
Archives

You are currently browsing the archives for the Genel category.

Search

Archive for the ‘Genel’ Category

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor.

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı.

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi.

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Hem yerli hem yabanci versiyon!

buyrun..

http://www.playingforchange.com/episodes/2/Stand_by_Me

Geri dönüşüm, başlı başına bir modaya dönüşmenin yanı sıra artık genel moda ve stil akımlarını da etkiliyor. Funky Recycling de boş durmamış, her türden boş meşrubat tenekelerini bu Hello Kitty aksesuarlarına dönüştürmüş. Eğlenceli ve çevre dostu bir fikir. Inceleyin, insanlar kutuyu bile degerlendirirken biz hala abuk sabuk paparazzi programlariyla eglenmeye calisiyoruz!

Hello Kitty CocaColaHello Kitty RedBullhttp://www.etsy.com/shop.php?user_id=5955019

Sıcak çayla doldurulmuş plastik bardaklar tehlike saçıyor! Su damacanalarından, alüminyum folyoya birçok ambalaj yiyip içtiklerimize geçiyor. Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımıza “sızan” kimyasalları anlattı.

Ege Üniversitesi’nden radyokimyager ve radyofarmasist Dr. Memduh Sami Taner günlük hayatımızda yaygın olarak kullandığımız bazı ambalaj malzemelerinin tehlikelerine dikkat çekiyor. Dr. Taner’e göre, içindeki yiyecekle tepkimeye girmeyen, hiçbir kimyasal madde sızdırmayan “cam ambalajlar” tercih edilmeli.

Read the rest of this entry »

Atık Yağ2001 yılından bu yana atık yağları toplayarak biyodizel üreten Mustafa Ezici, Meclis’te bekleyen yenilenebilir enerjiyle ilgili yasa kabul edilirse atık yağlardan elektrik üretmeye de hazırlanıyor. Biyodizelcilerin en büyük sorunu ise denetim yetersizliği yüzünden atık yağları toplayamamak.

Özgür Gürbüz-Gazete Habertürk / 19 Haziran 2009

Türkiye’de yılda 1,5 milyon ton bitkisel yağ tüketiliyor. Her yıl 350 bin ton atık yağ çıkıyor. Yasal düzenlemelere rağmen 350 bin ton atığın sadece 6 bin 300 tonu geri toplanabiliyor. Geri kalan 340 bin tonun üzerindeki kullanılmış yağlar, lavabolardan kanalizasyona ve dolayısıyla denize dökülüyor. Türkiye çapında dokuz firma, atık yağları toplamak için bakanlıktan lisans almış ve yatırım yapmış durumda ancak çevre bilincinin zayıf olması ve denetim eksikliği yatırımcıları kara kara düşündürüyor. Sektörün öncülerinden Ezici Biyodizel’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ezici, 14 milyon TL’lik yatırım yaptığını ancak 60 araç ve 90 kişiden oluşan filoya rağmen ayda toplayabildikleri atık miktarının 350 tonda kaldığından yakınıyor. Ayda 5 bin ton atık toplayabilecek kapasiteye sahip olduklarını söyleyen Ezici, “Denizler kirlendiğinde milyonlar harcasanız da temizleyemezsiniz. Antalya’da mavi bayraklı oteller gece atık yağları denize bırakıyor. Sadece İstanbul’da bizle anlaşması olan 6 bin 600 işletme var ama 1800’ünden yağ toplayamıyoruz. Yasal düzenleme var ama denetimler yetersiz kalıyor” diyor.

250 yataklı otelden 50 kilogram yağ
Antalya’da 250 yataklı iki otelin birinden haftada 1 ton diğerinden 50 kilogram atık yağ topladıklarını anlatan Ezici, aradaki farkın denize gittiğine ve bunun da büyük çevre sorunları yarattığına dikkat çekiyor. Atık yağ toplayan firmalar, topladıkları yağ için ücret almıyor ancak denetim olmayınca herkes yağları lavaboya dökmeyi tercih ediyor. Mustafa Ezici, “Türkiye’de 17,5 milyon hane var. Buralardaki yağlar da toplanmıyor. Halbuki, 444 28 45 numaralı “Alo Atık” hattını kurduk. Özellikle İstanbul’da evinde 5 litre atık yağ biriktirenlerin kapısına kadar gelip alıyoruz ama bu rakam günde 10 evi geçmiyor” diye yakınıyor.

Atık yağdan elektrik
TBMM’de gündemde olan Yenilenebilir Enerji Kanunu geçerse atık yağları yakarak elektrik elde edecek bir tesis de kurmaya hazırlanan Ezici, 3,8 megavat kurulu gücündeki santral sayesinde 20 bin kişinin elektriğini karşılamayı, çıkan buharla da Dilovası Organize Sanayi’deki işyerlerinin ısıtmasını sağlamayı planlıyor. Tüm bu planların gerçekleşmesi, denetimlerin arttırılmasına ve insanların çevre için evlerinde kullandıkları yağları bir şişede toplamasına bağlı.

***
Yıllara göre Türkiye’de toplanan atık yağ miktarı (Ton)

YIL Miktar
2005 1858
2006 1700
2007 2852
2008 6300

Çevre için biraz fedakarlık yapın!
Evinizde kullandığınız yağları herhangi bir şişede toplamanız ve 5 litre olunca “Alo Atık” hattı, 444 28 45’i aramanız yeterli.

Kaynak: http://ozgurgurbuz.blogspot.com/2009/06/atk-yaglar-denize-doken-mavi-bayrakl.html

Şimdiye dek hep televizyonda, beyazcamın ardından görmüş, izlemiştim orman yangınlarını. Ekrandaki görüntüler asabımı bozardı ve “eğer” derdim içimden “bu yangına neden olan şey birilerinin izmaritiyse ya da daha kötüsü biri tutup tarla açmak, arazi kazanmak için kasten yaktıysa bu güzelim ağaçları, tez zamanda cezasını bulur umarım, devlet ceza vermese bile hayatın içinden olumsuz birşeyler çıkar karşısına yaktığı her dalın, her ağacın diyeti olarak”.

Bu yıl Bodrum’daki orman yangınlarına bizzat şahit oldum. Havadaki tüm isi ve pisliğiyle o masmavi gökyüzünü karartan dumanları gördüm, ardından da yangın tam solumdaki tepede ve yolun sadece birkaç metre yukarısında bütün çıplaklığı ve gerçekliğiyle alev alev çıktı karşıma. Hayatımda ilk kez bir orman yangınına bu derece yakındım ve o an içimde bir şeylerin sızladığını hissettim. Birkaç metre daha ilerleyince yangının karayolunun hemen yanına kadar uzandığını gösteren, çıplak ve kavrulmuş ağaç gövdelerinin bulunduğu yere geldik, manzara öyle kötü ve moral bozucuydu ki…

Ormanlar insanoğlunun en önemli servetlerinden biri. Açık yeşilden koyu yeşile ve hatta mevsime göre sarıdan kahverengiye kadar uzanan çeşit çeşit elbiseler giymiş yüzlerce ağacın oluşturduğu, görünümüyle gözümüzü dinlendirip ruhumuzu okşayan, işleviyle havamızı temizleyip bize oksijen veren ve yağmurları çekerek topraklarımızı kuraklıktan koruyan, değeri trilyonlarla ifade edilemeyecek mükemmel bir ordu. Ormanların yurdumuzu kapladığı büyüklükte bir alanı kaplayacak ve bütün bu işlevleri yerine getirecek bir sistem kurmaya kalksak buna devletin bütçesi yetmez herhalde. Oysa yaradan bize bu sistemi bedava vermiş ve belki de bedava olduğu için, belki de ormansız kalınca nasıl susuz ve çıplak kalacağımızın ormansız kalana kadar farkında olmadığımız için böylesine düşünmeden, böylesine bencilce yakıyor ve bu afeti önlemek için yapılması gerekenler konusunda böylesine nazlı davranıyoruz.

Hayat suya, su yağmura, yağmur da ormana bağlı. Yaşamak oksijene, oksijen temiz havaya ve temiz hava da ormana bağlı. Şehirden bunalıyor, stres atmak istiyoruz ve ilk aklımıza gelen yerlerden biri, eğer yakınlarda varsa, ağaçlı piknik alanları oluyor. Otura otura geriliyor, spor yapmak istiyoruz ve yine öncelikle, ciğerlerimize bol oksijen doldurabileceğimiz ağaçlıklı alanları tercih ediyoruz.

Toyota PriusToyota, büyüme ve gelişim stratejisini; sürdürülebilir bir toplum ve dünya için çevresel üretim teknolojilerinin geliştirilmesi, karbondioksit (CO2) ve diğer zararlı salımlarının azaltılması, geri dönüşümlü parçalar kullanılması ve araç güvenliğinin azami artırılması yönünde oluşturuyor.

Bu strateji doğrultusunda Toyota, yenilikçi ürün ve teknolojiler ile sıfır emisyonu hedefliyor ve hatta bir gün otomobillerin havayı temizleyebileceğini hayal ediyor.

Evet Toyota’nın çevre dostu sitesi bu sloganlarla açılıyor.

Aslında herşey mail adresime gelen bir basın bülteni ile başladı. Bültende Honda’nın yeni bir hibrid moedlinden bahsediliyordu. FriendFeed‘de bülten resimlerini paylaştıktan sonra  gelen yorumlardan hibrid modellerin çevre dostu olduklarını farkettim. Bugüne kadar hiç bu konudan haberimin olmamasına da çok içerledim açıkçası. Gelen yorumlardan birinde Selçuk arkadaşımız Toyota’nın da hibrid modeli olduğundan, hatta kendisinin test sürüşü bile yaptığından bahsediyordu. İlgili yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz.

Selçuk o kadar güzel yazmıştı ki mutlaka bu aracı bende kullanmalıyım dedim. Ve biraz araştırarak Toyota’nın ilgili sitesine ulaştım. http://www.cevreyikimkurtaracak.com. Toyota’nın Prius modeli “Hybrid Synergy Drive” teknolojisi sayesinde kendi şarj olabilen elektri motoru ve benzinle çalışan motoru birlikte kullanıyor ve gerekmediği sürece benzinli motoru kullanmıyor. Konunun detaylarına http://www.cevreyikimkurtaracak.com adresinden ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda test sürüşü yapmak için gerekli formu da siteden doldurabiliyorsunuz.

Test sürüşünü gerçekleştirebilirsem en kısa zamanda izlenimlerimi yine buradan paylaşıyor olacağım.

Sağlıcakla..

Türbin

Yeryüzünde konuşlanmış Rüzgar Türbinleri mevcut rüzgar enerjisinden ancak %20-25 dolaylarında faydalanabiliyorlar. Fakat gökyüzünde 300 metreden itibaren bir rüzgar türbinimiz olsaydı bu verim ikiye katlanabilirdi. İşte bu düşünceyle yola çıkan merkezi Ottowa Kanada’da bulunan Magenn şirketi dünyanın ilk havada “yüzen” rüzgar türbinini tasarladı. Aşağıdaki resimlerde de göreceğiniz gibi protipleri bitmiş yeni nesil yenilenebilir enerji aracıyla karşı karşıyayız.

Read the rest of this entry »

PandaNesli tükenmekte olan hayvanlar, yok olma tehdidi altındaki hayvan türleridir. Bir türün tükenmekte olması demek,  sayılarının giderek azalıyor olması ve doğal ortamlarında onları tehdit eden unsurlar ortadan kaldırılmazsa yok olacakları anlamını taşır. Dünya Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) iki yılda bir yayımlanan kırmızı listesinde yer alırlar.  Bir türün kırmızı listeye alınması için dünya üzerinde 50’den az yetişkin bireyin kalmış olması gereklidir. Gelin bir kac ornekle devam edelim, bugun size verecegim ilk ornek Panda…

Dev panda, Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) için ayrı bir anlam taşır, çünkü bu sevimli hayvan 1961 yılından beri vakfın sembolü. Dev panda ayrıca anavatanı olan Çin’in de milli amblemi. Siyah-beyaz kürküyle dikkat çeken dev pandaların boyu yaklaşık 1,5 metre, ağırlığı ise 100-150 kg arasındadır. Bambu ormanlarında yaşayan dev pandalar, günde 12-38 kg kadar bambu ağacı yiyerek hayatta kalır.

Dev panda Çin’in Yangtze Havzası’ndaki bambu ormanlarında yaşar. Bu havza, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Burada nesli tehlike altında olan pek çok hayvan ve bitki türü barınır. Bu açıdan Yangtze Havzası’nın mutlaka korunması gerekiyor.

Çin’deki bambu ormanlarının giderek yok olması, pandaların hayatını da tehdit ediyor. Şu anda sadece 700 tane kalan pandaların 21. yüzyılın sonunda soylarının tükenmemesi için extra çaba sarfedilmektedir. Panda avlamanın cezası Çin’de ölüme çarptırılmaktır. Bu hayvanların da habitat kaybı yüzünden sayılarının azaldığı bilinmektedir.

Diğer bir adı bambu ayısı olan pandaların ağırlığı neredeyse 120 kilo civarında. Panda gününün büyük bir bölümünü bambu yemekle geçirir. Çok sevdiği bambuyu yiyebilmek için Çin’den başka bir yere gitmediklerinden, ne yazık ki nesilleri tükenmek üzere.

Pandalar çok tembel hayvanlardır. Dişleri bambunun sert kabuklarına uygun olarak sağlam ve keskin. Beslenmek onların yaklaşık 14 saatini alıyor. Hayvanat bahçelerinde yaşayan pandalar, doğal ortamlarında yaşayan pandalara göre çok daha farklı beslenebiliyorlar.

Yemek yemediği zamanlar panda sürekli uyur. Uyumadığında ise hiç acelesi yoktur ve çok yavaş hareket eder. Düşmanları kovaladığında bile paçasını kurtarır kurtarmaz ilk gördüğü ağaca atlar ve uykusuna veya yemeğine kaldığı yerden devam eder.

Hayvanlar aleminin en şefkatli annesi pandalardır. Yeni doğan panda ancak bir fare büyüklüğünde ve 100 gr ağırlığındadır.

Bebek pandanın gözlerinin açılması 6 hafta sürer. 3 aylık olduğunda tek başına yürümeye, 5 aylık olduğunda ise koşmaya ve bambunun tadına bakmaya başlar. Bebek panda bir buçuk seneden uzun bir süre annesinin yanında kalır. Ancak bu uzun dönemin sonunda tek başına yaşamaya hazırdır.

Bu dönemle ilgili en önemli ayrıntı pandanın çok şefkatli ve sevecen bir anne olmasıdır.

Anne panda bebeğine çok düşkündür, onu kolların arasında insanların bebeklerini salladıkları gibi sallar ve sabırla emzirir. Zaten hayvanlar aleminde de yavrularına karşı en sevecen hayvan pandalardır. Pandalar yalnızlığı sever.

Bilindiği üzere bir donem yasanan susuzluk problemi uzunca bir sure Türkiye’nin Ankara’sından Edirne’sine devam etmis ve hepimizi olumsuz etkilemişti…

Bu durumdan kurtulmak için yağmur duaları , mevsim değişikliği yaratmak için yapılması düşünülen suni yağmur yağdırma , farklı uygulamalar vb. çözüm önerileri arasında yer almisti…
Olayın aslında diğer tarafından bakarsak susuzuğun bir çok nedeni yok mu?Örneğin fosil yakıtların çoğalması nedeniyle Dünya üzerinde meydana gelen mevsim değişiklikleri ( Yağmurun hiç yağmaması veya buzulların hızla erimeye başlaması gibi..),insanların suyu düşüncesizce kullanması ve bir yığın sebep….
Su tasarruflu kullanılırsa sorun bir nebze olsun çözülür.Ancak gelecek nesillerin çok iyi eğitilmesi gerekir bu konularda. Bence EKOLOJİ İlköğretim okulları 1. sınıfından itibaren ders olarak okutulmalı ve içeriğinde çevre koruma ( Doğanın korunması,suyun tasarruflu kullanıması,tüm canlıların yaşamlarını koruması için yardım edilmesi gerekliliği )uygulamalı olarak anlatılmalıdır.

M.